Turgay Beşyıldız

Turgay Beşyıldız

17 Nisan, Ateşten gömlek mi?

 

 16 Nisan 2017 Pazar geçesi referandum sonuçları açıklandığında ilk gözlem olarak özet şu çıktı: Aslında biten ve kapanan bir şey yok. Yeni başlayan ve yeni açılan bir kapı var. Üstelik ateşten gömlek gibi ama toplum uzlaşma istedi. Türkiye için yeni bir yüz, yeni bir kapı. Tartışmalıda olsa % 51 “Evet”, % 49 “Hayır” çıkan bir seçmen kitlesi, yani yarı yarıya. Diyor ki ‘Hayır’ veren seçmen, kazandınız ama kazandığınız kadar sayıda sizi ve yaptıklarınızı bir bir takip edecek olan bir kitle var karşınızda. Kimse zafer-mafer kazandığını, hiç kimse de hezimete-mezimete uğradığını söylemesin. Kimse zafer kazanmadı. Kimse de hezimete uğramadı. Gördüğüm kadar da şu anda sokaklarda bu olgunlukta hava var. Söylemiyorlar da, konuşmuyorlar da, tartışmıyorlar da, yazmıyorlar da…                                                                        * Ülkenin içeride ve dışarıda önemli sorunları var. Öncelik piyasaları rahatlatmak. Sıkışmış ekonominin önünü açmak. Hollanda olayında, Yunanistan’a yöneltilen, hatta kaçan turizmi yeniden Anadolu topraklarına döndürmek. Bankaları halkın kene gibi yapışmış sırtından çekip almak. Banka faizlerini indirilebildiği kadar indirmek. Ücretli hastanelere, ücretli okullara bir dizgin vurmak, ayar vermek. En önemlilerinden biri de işsizliğin % 13 olduğu bu ülkede, işsizliği en asgariye indirmek. Ya sınırlar? Ya komşular? Güvenilecek bir müttefik bile yok. En güvensizi de 1952 yılından beri Amerika. Dost görünen tilki gibi ihanetin göbeğinde Sam amca!..                                                                   * Bu çilekeş toprakların önünde iki yol görünüyor. Biri, geriye karanlığa doğru içine kapanık. Bir diğeri aydınlığa doğru dünyaya açık ve demokratik. Vatandaşı rahatlatacak reformlara ihtiyaç var. En önemli vurgu, hukukun üstünlüğü. Çok seslilikten de korkmamak lazım. Ülkenin bütünlüğünü bozmaya çalışmayan herkese saygı göstermek lazım. Cumhurbaşkanlığı makamı artık partili ama sadece partililere el uzatılırsa sıkıntı doğar. 80 milyona el uzatmalı. Evet, belki çok zaman kaybedildi birbiriyle uğraşılmaktan, doğrudur. O zaman herkes ayağa kalksın, işe koyulsun. Ona var, buna yok olursa, eşitlik sağlanamazsa, eşit dağıtılmazsa, destek sağlanamazsa, asıl patinaj o zaman başlar. Ülkenin hızla normale dönmesi lazım.                                                                        * Referandum biter bitmez, Kasım 2019 seçimleri ya da bir baskın erken seçim konuşulmaya ya da seslendirilmeye başlandı. İnanır mısınız? Yorulduk be. Yordunuz be. Yeter artık. Bu ülke işsizliğe, ekonomiye ve bölgelerin paydaşlığına çare mi bulacak, yoksa yine sandık başlarında mı dolanacağız? Bu Anadolu, bu taşranın insanları yoruldu. Bu seçim stresini daha kaldıramaz. Bırakın laga lugayı da, yarım asırdır Trabzon’a bir tane bile açılmayan, bir fabrika açın ya. Diğer kentlerde ne eksikse onu tamamlayın. İş istihdamını sağlayın. İş Bulma Kurumu’nun 6 aylık gelip geçici işleri, bir çiçek açtı diye baharın geldiğini zanneder cinsten gibi…                                                                                                                                 * Üniversite mezunu gençler işsiz. Bir yuva kurmaları da zorlaştı. Ama Trabzon’da partili kalkmış kalifiyesi sıfır eşini nereye müdür yaparım onun peşinde. Bakın, vatandaş en ciddi uyarısını verdi. Artık bu işin lami cimi yok. Kutuplaşmış iki yarım küreyi birleştirmek ve kaynaştırmak lazım. Cumhurbaşkanı artık tam tamına birleştirici olmalı. Tüm siyasilerin, konuşma üslubuna bundan sonra daha da dikkat etmesi lazım. Miting meydanlarındaki kürsüler mahalle kahvesine dönüşmüştü. Aynı konuşmalar topluma da yansımıştı. Bu tip söylemlerden hemen uzaklaşılmalı. Bu ülke daha diri ayağa nasıl kalkacak onun hesabı yapılmalı. İş adamları, şirketler, holdingler, hemen ekonomiye yönelin diyor. Ülkenin yarısının karşı çıktığı bu anayasa, bu ülkeyi kaldırır mı? En iyi sivil anayasa nasıl yapılacaksa bir an önce yapılmalı. Özellikle hukuk her şeyin üstünde olmalı. Hukukun tek koridordan at gözlüğü takarak gittiği ülkelerde, nelerin kaybolduğunu gördük ve görmeye devam ediyoruz. En az yüzde 75 insanımızın destek vereceği yepyeni, demokratik bir anayasa neden yapılmasın?                                                                          * Bu referandum, halkımızın siyasi platformdaki ciddiyetini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu işin ciddiyetinin farkındalar. İşin garibi, en son genel seçimlerde 600 bin civarında oy iptal edilirken, referandumda oy vereceği 2 kutulu pusulada 865 bin oyun geçersiz çıkması! Ya oy vermeyenler? Çok ciddi mazeretlerle sandık başına gelemeyenlere demiyorum, onlara bir lafım yok. Her türlü şartı müsait olmasına rağmen sandığa gelmeyen 8 milyon 650 bin kişiye ne demeli? Sanırım onlar Mars’ta yaşıyor. Nasıl bir kafa bu? Neyin kafasını yaşıyorlar? Yazıklar olsun zevk için ya da iş olsun torba dolsun diye hiçbir problemi olmadan sandık başına gelmeyenlere. YSK mı? Kim kazanırsa kazansın, şaibeli ve birinci derece şüpheli olarak sınıfta kaldı.                                                                          * Bu referandum, demokratik bir Türkiye arzusunu apaçık ortaya koymuştur. Aynı aile, aynı sülale, aynı aşiret, içerisinden “Evet” diyenlerde “Hayır” diyenler de çıktı. O zaman önce birliktelik, bütünlük ve kucaklaşma sağlanacak. Particilik öne çıkarsa herkes üzülür ama demokratik ve herkese açık bir yol izlenirse tüm kökenler kucaklanır, kucaklaşır. Kısaca seçmen şunu dedi: Uzlaşın. 17 Nisan 2017 bir ateşten gömlek gibi görünse de, bu gömleği çıkarmak ya da tutuşmuş gömleği söndürmek elimizde, elinizde.  Herkesin fikrine, zikrine, giydiğine, diline, dinine, saygı göstermek ve orta yolu bulmak lazım. Çocuklar ağlamadan, aç kalmadan!

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları